7 Nisan 2024 Pazar

aşırı kişisel debelenmeler - 01

 gözüm kapalı spotify arama kısmına random attım, tıklayıp açtığım parça "limit yok" (:

-rap şarap, benimse ömer hayyam adım

-köprüyü geçerken de dedik ayıya ayı (beta'yı da anmış olalım.)

 70'lik ihtiyar hormonsuzluğuyla nasihat serpiştirecek değilim. kendimi kendime akıtıyorum, keşfedilmemek umuduyla. hem keşif ya da fark edilme dediğin nedir ki, bunlar umurum değil, okuyan kendinden bir şeyler bulsun kafi. neeeeyse.

 limit kavramını pratiğe dökerken konfor alanımı dikip atacağım günlere, cheersss (: fakat bu demek mi ki bireylerin alanına salça olmak. çoğu vakit içselleştiremesek de (bu da bir süreç, hooop artık içselledim diyorsun ardından yine mi taklaya yine mi geldik?) toplum denilen açmazın kıyı köşesinde debeleniyoruz. bunu yaparken de aymaz'larla derin mücadele içerisindeyiz. ben ne ara aydım, aydım mı? bu, benim meselem. mevzu, sınır bilmek. katıksız deli olmamak. git ötede peyniri katık ettiğin ekmekle sıyır kafayı. yoksa ihtiyarlıyor muyum, aboo (:

 bay muannit sahtegi'nin notları'ndan (vüs'at o. bener) bir şeyler üzerine zırvalamak isterim (cümleleri çekip çıkardım, eserdeki bağlama takılı zırvalamalar değil.):

 "hadi çabuk, iç çek biraz, zayıflığını kimse görmüyor nasıl olsa." diyor. epey bir dönem bu minvalde ne var ne yok içime attım, çehrede gülistan çeperde kabristan büyüyordu. attığım her şeye de büyük özen gösterdim, itinayla yerleştirdim kutsal kutuya. yapay gülistana su veren birkaç dost müstesna. neyse. zayıflığını kimse görmüyor nasıl olsa. bu, çok tehlikeli bir koşul. bu sürecin devamı ya yardan atmak kendini ya yârdan geçmek. devamı, sonucu değil. çünkü sanıyorsunuz attınız, geçtiniz sanıyorsunuz. uçurumdan attığınız an'lık sizsiniz, bu da değişecek. geçtiğiniz ya da geçtikleriniz zaten geçilmesi gerekenlerdir. dönüp bir daha bakarsınız, beşeriz şaşarken şaşırtıyoruz hedefi. hata da yol'un üzerinde. gönül almasını da bileceksin. ne diyorduk. ama sanırım bu kafaya erişmek için ciddi manada, zayıflığımızı kimse görmezken iç çekmeyi yeğliyoruz bir süre. sonrası gözyaşı, dost sesi, sigaralar..

 "yine de çalacaksın kendinden." diyor. yine de. demek, dibi gördün. bir de sünnetliyorsun (: insan denilen mahlukat en çok da kendine acımıyor. belki de kendinde deşecek bir şey kalmayınca etrafa saldırıyor, bilinmez, haklı da çıkarmaz. çalacaksın kendinden. kendini şu veya bu şekilde inşa ettin, ediyorsun. kendi kurduğu elden de çalabilir insan. telden çalın telden (: azaltın şu içsel kemirişleri, yüreği her gün jiletle çizmeyin şafak öyle sayılmaz sayılsa da o güneş doğmaz. doğurmaya çalışmıyorsanız o başka efenim. ben, kendimden çalarak kurdum elimi. ha ama güneşi de doğurdum, dört elle (:

 amaaan öyle işte.

 (kiplere aldırış etmeyiniz.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

*tütüncü vitrini

durmuşlar kalabalığın içinde ışıklı bir tütüncü vitrininin önünde bakışları karşılaştı önce çekingen, duralayarak anlattılar etin sapkın ist...