8 Nisan 2024 Pazartesi

*tütüncü vitrini

durmuşlar kalabalığın içinde

ışıklı bir tütüncü vitrininin önünde

bakışları karşılaştı önce

çekingen, duralayarak anlattılar

etin sapkın isteğini birbirlerine

sonra beceriksiz birkaç adım kaldırımda —

sonra gülümseyiş ve yumuşacık selamlaşma


ve sonra üstü kapalı fayton...

gövdelerinin sıcak yakınlığı;

kenetlenen eller. buluşan dudaklar.

*kavafis


 okuyalım zedu, bu gece hissine kapılacağın şiirler okuyalım, kavafis'ten bir şiir mesela.

 akşam olunca yârelerim sızlar.

7 Nisan 2024 Pazar

aşırı kişisel debelenmeler - 01

 gözüm kapalı spotify arama kısmına random attım, tıklayıp açtığım parça "limit yok" (:

-rap şarap, benimse ömer hayyam adım

-köprüyü geçerken de dedik ayıya ayı (beta'yı da anmış olalım.)

 70'lik ihtiyar hormonsuzluğuyla nasihat serpiştirecek değilim. kendimi kendime akıtıyorum, keşfedilmemek umuduyla. hem keşif ya da fark edilme dediğin nedir ki, bunlar umurum değil, okuyan kendinden bir şeyler bulsun kafi. neeeeyse.

 limit kavramını pratiğe dökerken konfor alanımı dikip atacağım günlere, cheersss (: fakat bu demek mi ki bireylerin alanına salça olmak. çoğu vakit içselleştiremesek de (bu da bir süreç, hooop artık içselledim diyorsun ardından yine mi taklaya yine mi geldik?) toplum denilen açmazın kıyı köşesinde debeleniyoruz. bunu yaparken de aymaz'larla derin mücadele içerisindeyiz. ben ne ara aydım, aydım mı? bu, benim meselem. mevzu, sınır bilmek. katıksız deli olmamak. git ötede peyniri katık ettiğin ekmekle sıyır kafayı. yoksa ihtiyarlıyor muyum, aboo (:

 bay muannit sahtegi'nin notları'ndan (vüs'at o. bener) bir şeyler üzerine zırvalamak isterim (cümleleri çekip çıkardım, eserdeki bağlama takılı zırvalamalar değil.):

 "hadi çabuk, iç çek biraz, zayıflığını kimse görmüyor nasıl olsa." diyor. epey bir dönem bu minvalde ne var ne yok içime attım, çehrede gülistan çeperde kabristan büyüyordu. attığım her şeye de büyük özen gösterdim, itinayla yerleştirdim kutsal kutuya. yapay gülistana su veren birkaç dost müstesna. neyse. zayıflığını kimse görmüyor nasıl olsa. bu, çok tehlikeli bir koşul. bu sürecin devamı ya yardan atmak kendini ya yârdan geçmek. devamı, sonucu değil. çünkü sanıyorsunuz attınız, geçtiniz sanıyorsunuz. uçurumdan attığınız an'lık sizsiniz, bu da değişecek. geçtiğiniz ya da geçtikleriniz zaten geçilmesi gerekenlerdir. dönüp bir daha bakarsınız, beşeriz şaşarken şaşırtıyoruz hedefi. hata da yol'un üzerinde. gönül almasını da bileceksin. ne diyorduk. ama sanırım bu kafaya erişmek için ciddi manada, zayıflığımızı kimse görmezken iç çekmeyi yeğliyoruz bir süre. sonrası gözyaşı, dost sesi, sigaralar..

 "yine de çalacaksın kendinden." diyor. yine de. demek, dibi gördün. bir de sünnetliyorsun (: insan denilen mahlukat en çok da kendine acımıyor. belki de kendinde deşecek bir şey kalmayınca etrafa saldırıyor, bilinmez, haklı da çıkarmaz. çalacaksın kendinden. kendini şu veya bu şekilde inşa ettin, ediyorsun. kendi kurduğu elden de çalabilir insan. telden çalın telden (: azaltın şu içsel kemirişleri, yüreği her gün jiletle çizmeyin şafak öyle sayılmaz sayılsa da o güneş doğmaz. doğurmaya çalışmıyorsanız o başka efenim. ben, kendimden çalarak kurdum elimi. ha ama güneşi de doğurdum, dört elle (:

 amaaan öyle işte.

 (kiplere aldırış etmeyiniz.)

6 Nisan 2024 Cumartesi

telleri düzen tutmayan mecrada akışkanlık kazanabilmek adına öneriler:

 ⬝neşet baba cennete göçtü, bir gülsen yeter, bana gece çöktü:

//insan ölür ama ruhu ölmez.// yolcu

//emsalin dünyada yar, yar yoktur bulunmaz.// bir kökte uzamış

//şad olup gülmedim de eller içinde .. bir bahtı karalıyım oy kullar içinde.// şad olup gülmedim

 ⬝üç beş kişi kalmış türkü diyenler (sıralama keyfim ve kâhyasına aittir.):

//uzun olur gemilerin direği, ah çatal olur efelerin yüreği.// ah bir ataş ver

//ferman padişahın gardaş dağlar bizimdir.// dadaloğlu

//tüfek icat oldu, mertlik bozuldu.// köroğlu-benden selam olsun bolu beyi'ne

//günah benim, kime ne..?// kul nesimi-haydar haydar

//orada olsaydım silerdim yaşını, gelmek mümkün değil bağışla beni.// nesimi çimen-bağışla beni

//yağın gerekmez aşıma, yeter zehirin katmasın.// nesimi çimen-şifa istemem

//alem çiçek olsa arı ben olsam dost dilinden tatlı bal bulamadım.// pir sultan abdal-şu yalan dünyaya

//arzuhal eylesem yar yar deftere sığmaz, omuzdan kesilmiş kolumuz bizim.// psa-nesini söyleyim

//ben musa'yım sen firavun, ikrarsız şeytan-ı lain, kaçıncı ölmem bu hain?// psa-yürü bre hızır paşa

//pazarlık mı olur olur adil dükkanda?// psa-pazarlık m'olur

//saçlarıma kumlar doldu, tarak getir de tara.// anonim-suzan suzi

//benden başka seversen iki de gözün kör ola.// kaymakamın kızları

//ben yari görmezsem hâlim yaman olur.// pınar başından bulanır

//kınamayın a dostlar, sevdadır kolay değil.// bu tepe pullu tepe

//selam gelir baş üstüne, vay dili dili kuş dili dili.// yağmur yağar taş üstüne

//yardan ayrılmışam bağrım delinir.// kul olayım kalem tutan ellere

//ervah-ı ezelden levh-i kalemden, bu benim bahtımı kara yazmışlar.// ervah-ı ezelde

(güncellenecek.)

5 Nisan 2024 Cuma

Ranya KIZILDAĞ.


bazı ölümler vardır. vardır. size ölümü hatırlatmakla kalmaz, sizi ölümün o bucaksız dehlizine fırlatıp atar. başınıza kaynar sular dökülürken soğuk soğuk terlersiniz. ölümdür. gelir.

bazı ölümler vardır. yok olursunuz. size hiç acını ihtimalle yaşa dendi mi? acı ihtimallerle yaşanır mı hiç? biz, yaşadık. haber alamadık, aldık, bizi o enkaza gömdüler.

o nahif ses, o ince bakış'lar koparılıp alındı bizden. bu ülke; bu ülkeye rağmen kendini geliştirmek, geleceğin öğretmeni olmak, geleceğe yön vermek için debelenen bir genç kızı yaşamından etti.

evet, yaşamından edildi o genç kız.

bazı ölümler vardır. dilek hakkını bir'e çekip geri kalan her şeyi unutup o burada olsun istersiniz, tek dileğiniz o'dur. çünkü her şeyin bir çaresi bulunur elbet. her şeyin, o müstesna.

tekrar aranızda olsun, gülümsesin yine, o büyülü sesiyle her şeyi en baştan anlatsın size. evreni o'ndan dinleyin, bütün ezgileri o'ndan işitin istersiniz.

gitti.

tüm sesler sustu.

dünya daha da soğudu.

kardeşim, ince bakışlım, güzelim..

bu iğrenç yeryüzüne her şeyinle fazla güzel geldin.

seni çok özlüyorum.

*tütüncü vitrini

durmuşlar kalabalığın içinde ışıklı bir tütüncü vitrininin önünde bakışları karşılaştı önce çekingen, duralayarak anlattılar etin sapkın ist...